Son dönemde standart dışı araç plakalarına ilişkin uygulanan trafik cezaları gündeme gelince kamuoyunda bu konuda çeşitli sorular ve kafa karışıklığı oluştuğu görülmektedir.
Türkiye’de kullanılmakta olan standart plakalar, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF) tarafından (Bağlı Odalar) basılan ve üzerinde mühür ile birlikte diğer güvenlik özellikleri bulunan plakalar olup herhangi bir değişim zorunluluğu bulunmamaktadır.
Ancak halk arasında APP plaka denilen ve açılımı, “Avrupa Pres Plate” (Amerikan Baskı Plaka) olan plaka türü, özel bir baskı teknolojisiyle üretilmekte ve normal plakalardan farklı olarak, harf ve rakamların daha belirgin ve estetik bir yapıya sahip olmasıyla öne çıkmaktadır. Ancak bu özellikleri ülkemizde bu plakaları standart dışı yapmakta ve değiştirilmesi gerekmektedir. Standart dışı plaka kullanımının tespiti halinde idari para cezası uygulanmakta olup araçlar plakaları uygun hale getirilene kadar trafikten men edilebilmektedir.
Standart ölçülere uygun olmayan, üzerinde mühür ve diğer güvenlik özellikleri bulunmayan ve mevzuata aykırı şekilde basılmış APP plakaların kullanımı yasaktır. Bu durumda araç sahiplerinin Polis veya Jandarma birimlerine başvurarak kayıp/tespit işlemi yaptırması ve Noter aracılığıyla yeni plaka başvurusunda bulunarak yeni plaka bastırması gerekmektedir.
Emniyet Genel Müdürlüğün yaptığı basın açıklamasına göre standart dışı plaka takılı araçlara yönelik denetimler 1 Nisan 2026 tarihine kadar rehberlik ve bilgilendirme amaçlı yapılacak olup bu tarihten sonra araçlarında mevzuata uygun, TŞOF mühürlü standart plakaları kullanılmadığı tespit edilmesi halinde cezai işlem uygulanacaktır.
Öte yandan 21 Mart 2026 tarihinde İçişleri Bakanı, araç plakalarına ilişkin son dönemde tartışma yaratan uygulamalar hakkında açıklamalarda bulunmuş ve standart plakaların yanı sıra halk arasında “kalın harfli” (APP) olarak bilinen plakaların da belirli kriterleri karşılaması halinde geçerli sayılacağını ifade ederek bu plakalarla ilgili herhangi bir cezai işlem uygulanmayacağını vurgulamıştır.
İç İşleri Bakanı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Şoförler Odası iki tip plaka basıyor; birincisi standartlara uygun plaka, ikincisi de harfleri biraz kalınlaştırılmış olan ancak mavi şeridi, TR ibaresi, mührü ve kare kodu bulunan plakalar. Şoförler Odası tarafından verilmesi kaydı şartıyla, biz kesinlikle bunlarla ilgili herhangi bir işlem yapmayacağız” demiştir. Açıklamayla birlikte, kamuoyunda tartışma konusu olan “kalın harfli” (APP) plakalarla ilgili belirsizlik de giderilmiş oldu.
Plaka basım yetkisi ve fiyat belirleme
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Kağıtların ve Plakaların Basım ve Dağıtımı ile İlgili Gelirden Pay Ayrılması’ başlıklı 131’inci maddesinde;
“Trafik şube veya bürolarında ve Milli Eğitim Bakanlığınca açılma izni verilmiş motorlu taşıt sürücüleri kurslarında iş sahipleri ve kursiyerlerce verilmesi ve kullanılması lüzumlu basılı kağıtlarla plakaların cins ve nevileri İçişleri Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca tespit edilir.
Basılı kağıtlar ile plakalar Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonunca bastırılır ve maliyetler nazari itibara alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığı ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ve Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonunca birlikte tespit edilecek bedel mukabilinde il merkezlerinde veya kuruluşu bulunan ilçelerde, adı geçen Federasyonca İçişleri Bakanlığının tespit edeceği esaslara göre verilir…”
hükmü yer almaktadır.
Bunun yanında, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin “Basılı Kağıt ve Tescil Plakalarının Basım ve Dağıtımı” başlıklı 176’ncı maddesinde buna ilişkin esaslara yer verilmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün çeşitli yazılarıyla TŞOF’un odalara plaka basım ve dağıtım yetkisi vermesine izin verildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla plaka basımı Federasyon tarafından yetki devri suretiyle Şoförler Odalarına bırakılmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre, her yılın son ayında İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü,Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonunun(TŞOF) katılımıylayapılan toplantılar sonucunda her yıl için plaka ve basılı kâğıt bedelleri maliyetleri ve dağıtım masrafları dikkate alınarak satışbedelleri tespit edilmekte ve bu tutarlar düzenlenen fiyat protokolünde gösterilmektedir.
Bu şekilde belirlenen satış bedelleri TŞOF tarafından bağlı odalara genelge ile duyurulmakta ve odalar tarafından belirlenen standartlar ve koşullara uygun olarak plaka basımı yapılmaktadır.
2026 Yılı Plaka Değiştirme/Yenileme Ücreti
Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonun 21.01.2026 tarihli yazısında belirtildiği gibi odaların vezneleri tarafından tahsil edilen plaka basım ücretlerinin İç İşleri Bakanlığının yazılı talebi üzerine 02.02.2026 tarihinden itibaren bankalar üzerinden tahsil edilmesine başlanılmıştır.
Bundan böyle plaka basım talebinde bulunanlar sadece Ziraat Bankası, Vakıfbank veya Halkbank üzerinden (internet bankacılığı, mobil şube veya ATM) ödeme yapacaklardır. Bunun için Noterde işlem yapıldıktan sonra verilen basım belgesindeki “Referans Numarası”nı (Belge No) alarak anılan Kamu bankalarının uygulamasından “Ödemeler > Diğer Ödemeler > TŞOF Tescil Plaka Bedeli” adımları izlenerek ve referans numarasıyla ödeme gerçekleştirilecektir. Ödeme yapıldığı anda sistem Şoförler Odasına otomatik onay gönderecektir. Bu onay gelmeden plakanın basılması mümkün değildir.
Plaka Basım Ücreti, 2026 yılı için 850 TL olarak belirlenmiştir. Ancak TŞOF ve diğer Şoförler odalarının web sayfasında herhangi bir genelge veya duyuru olmadığı için bu ücretin ayrıntıları bilinmemektedir. Örneğin tek plaka değişimi halinde ne alınacağı belli değildir veya 850 TL içinde hangi hizmetler vardır bilinmemektedir. Vatandaşların doğru bilgilendirilmesi için fiyat belirleme protokolünün ve bu yönde odalara gönderilen genelge örneğinin TŞOF web sayfasında yayımlanması ve ulaşılabilir olması sağlanmalıdır.
Plaka Satışlarında Bağış Alınabilir mi?
Bilindiği üzere 5362 sayılı Kanununun Odaların gelirleri başlıklı 14 üncü maddesinde odaların gelirleri onbir bent halinde sayılmış olup; maddenin (k) bendinde de “bağış ve yardımlar” düzenlenmiştir.
Malum olduğu üzere, “bağış” sözlük anlamı itibariyle karşılık beklemeksizin birine verilen bir mal veya hakkı ifade etmekte olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde de bir sözleşmeyi ifade etmektedir. Bu bakımdan, bağışın geçerli bir hukuki işlem olarak kabul edilebilmesi için bağış yapan tarafın her şeyden önce “bağış yapma iradesi”ni haiz olması gerekmektedir. Dolayısıyla söz konusu iradenin bulunmadığı hukuki işlemler daha en başından yok hükmünde olacağı gibi, bağışı yapan tarafın iradesi ile irade beyanı arasında bir uyumsuzluğun ortaya çıkması durumunda sakat bir hukuki işlemden söz edilecektir.
Diğer yandan, Türk Borçlar Kanununun 30 ila 39 uncu maddeleri arasında hukuki işlemlerde irade bozuklukları düzenlenmiş olup; “Yanılma”, “Aldatma” yahut “Korkutma” neticesinde sakatlanan irade beyanlarına binaen tesis edilen hukuk işlemlerin iptal edilebileceği hususu düzenlenmiştir.
Bunun yanı sıra, 5362 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (k) bendinde belirtilen “yardım” da niteliği itibariyle yardımda bulunan tarafın hür iradesi ile odaya yapacağı karşılıksız bir kazandırmayı ifade etmekte olup, buna uygun olmaksızın kurulan hukuki işlemler de iptal edilebilir niteliktedir.
Ayrıca, yine oda adına yapılan tahsilatların hukuka uygun bir şekilde tahsil edilmemesi neticesinde ortaya çıkacak uyuşmazlıklarda, mahkemelerce söz konusu tahsilatların Kanuna aykırılığının sabit olduğu sonucuna varılabileceği gibi bu durumun, bahse konu meblağların ilgilisine faizleriyle birlikte geri ödenmesi ve odanın mali açıdan daha fazla zora düşmesine de neden olabilecektir.
Uygulamada her ne kadar, oda yönetim kurullarınca alınan bağışların gönüllülük esasına göre alındığı ve istenilen miktardan farklı bağış yapmak isteyenlerin taleplerinin kabul edildiği alınan bağışların odanın zorunlu giderleri için harcandığı ifade edilse de, plaka basımı nedeniyle herkesin bağışta bulunması hayatın olağan akışını uygun düşmediğinden bu paraların gönüllü verildiğinden bahsetmek mümkün değildir.
Dolayısıyla söz konusu tahsilatların konu ile ilgili yasal ve idari düzenlemelere uygun düşmemesi, yetki aşımında bulunulması ve fazla ücret alınan kişilerin mağduriyetlerine yol açılması nedeniyle Oda yönetim kurulu üyeleri hakkında 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 59’uncu maddesi delaletiyle Türk Ceza Kanunu’nun “Görevi Kötüye Kullanma” başlığını taşıyan 257/1. maddesi uyarınca işlem yapılması mümkündür.
Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesinin E. 2013/25065, K. 2014/19536 sayılı ve 29.05.2014 tarihli kararında, mevzuata aykırı şekilde mağdurlardan bağış adı altında 2000 TL alınmak suretiyle kişilerin mağduriyetine neden olunduğundan, Oda Başkanı olan sanığın 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 59. maddesi delaleti ile TCK’nın 257/1 maddesi gereğince hükümlülüğüne karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Dolayısıyla yüksek mahkeme, Odalar tarafından verilen hizmetlerin bedelleri yanında kişilerden zorunlu olarak bağış adı altında para alınmasının cezai sorumluluk gerektirdiğini kabul etmiştir.
